Bir Köpeğin Hikayesi...
Üzerinden seneler geçti, şimdi hatırlıyorum da, ben yavruyken şirinliklerime katıla katıla güler, beni yavrum diye çağırırdın. Birkaç dişlenen ayakkabı ve katledilen yastığı saymazsak, kısa zamanda senin en vazgeçilmez dostun oldum. Ne zaman bir muzırlık yapsam bana parmağını sallar ve "nasıl yaparsın" diye çıkışırdın. Ne var ki hemen arkasından kızgınlığın geçerdi ve beni yere yatırır, göbeğimi okşardın.
Çok meşguldün o aralar... Dolaysıyla tuvalet eğitimim tahminimizden uzun sürdü ama el ele verip üstesinden gelmiştik. Sana sokulup da koynunda geçirdiğim geceleri unutamam. Sen farkında değildin belki ama ben senin rüyalarını ve hayallerini gizlice dinler, bundan daha mutlu olunamayacağına kanaat getirirdim.
Beraberce uzun yürüyüşlere çıkar, parklarda koşuşturur, dondurma yerdik, hatırlıyor musun? Bana sadece külahını verirdin dondurma bana dokunur diye. Ve evde senin işten dönüşünü beklerken sırtımı ılık güneşe verir, huzurlu, derin bir uyku çekerdim.
Zamanla işinde daha fazla vakit geçirmeye başladın, boş zamanlarında da kendine bir eş aramaya koyuldun. Ben seni her zamanki gibi sabırla bekledim, sana hayal kırıklıkların ve acılarında teselli oldum. Yanlış kararlarını hiçbir zaman kınamadım, her defasında seni büyük bir sevinçle karşıladım. Sonunda birine aşık oldun ve evlendin.
Ne var ki eşin köpeklerden pek hazzeden biri çıkmadı. Yine de ben onu sevinçle karşıladım ve ona sevgi gösterdim. Mutluydum, çünkü sen mutluydun. Sonra insan bebekler geldi aramıza. Yeni yavruların heyecanını sizinle aynen paylaştım. Onların pespembe yumuşacık tenleri, mis gibi bebek kokuları beni heyecanlandırıp hayran bırakıyordu. Ben de onlara annelik etmek istiyordum. Ne yazık ki -her nedense- hem eşin hem de sen onlara zarar vereceğime kanaat getirdiniz ve beni ayrı bir odaya kapattınız hep. Oysa ben sevgiden mahrum kaldıkça, onlara olan sevgim daha çok arttı. Bilemediniz hiç.
Çocuklar büyüdükçe onların en yakın dostu oldum. Tüylerime tutunup tombul bacaklarının üzerinde ilk adımlarını attılar, minicik parmaklarını gözlerime soktular, kulaklarımın içini karıştırdılar, burnuma öpücükler kondurdular. Gerektiğinde onları hayatım pahasına korumaya hazırdım. Ama bu arada senin dokunuşuna ise hasret olmuştum. "Köpeğin var mı?? sorusuna, cüzdanından resmimi çıkarıp, hakkımda şirin hikayeler anlattığın zamanlar artık geride kalmıştı. Senin köpeğin olmaktan çıkıp, itin biri oldum; bana yaptığın her masraf sana batmaya başladı.
Sonunda da başka bir şehre tayinin çıktı. Yeni apartmanınızda sana ve ailene yer vardı ama bana yoktu. Ailen için en doğru kararı verdin belki ama unutma ki, bir zamanlar ailen sadece benden ibaretti.
Son araba gezintimize çıktığımızda heyecanlıydım. Ta ki barınağa varana kadar. Barınak köpek, kedi, korku ve umutsuzluk kokuyordu. Gereken evrakları doldurduğunu ve "ona çok iyi bir ev bulacağınıza eminim" dediğini hatırlıyorum. Omuz silkip sana karamsar bir bakış attılar. Onlar orta yaşlı, terk edilen bir köpek veya kedinin akıbetinin farkındaydılar.
Oğlunun tasmama yapışan elini zorla açmak zorunda kaldın. Çığlık çığlığa haykırmasına aldırmadın belki ama ben onun adına hem üzüldüm hem de çok endişelendim. Endişem, ona o anda arkadaşlık, sadakat, sevgi ve sorumluluk, bir cana duyulan saygı konusunda vermiş olduğun hatalı hayat dersinde yatıyordu. Başıma son bir kere dokunup bana veda ettin, göz göze gelmemeye özen gösterdin. Gitmen gereken yerler, yetişmen gereken işler vardı ve zaman aleyhine çalışıyordu nasıl ki şimdi de benim aleyhime çalıştığı gibi.
Sen ayrıldıktan sonra, barınaktaki iki tatlı kadın taşınacağını aylar öncesinden bildiğin halde bana uygun bir yuva bulmak için en ufak bir çaba sarf etmediğinden yakındılar. Sadece üzüntü içinde başlarını sallayıp, "Nasıl yaparsın" diye sordular arkandan.
Barınakta, zamanları izin verdiği ölçüde bizimle ilgileniyorlar. Bizi besliyorlar tabii ki ama bende iştah falan kalmadı. Önceleri ne zaman biri kafesime yaklaşsa sensindir diye kafesin önüne koşardım. Belki kararını değiştirdin, belki bunların hepsi kötü bir rüyadan ibaretti veya belki bana acıyan biri beni kurtarmaya gelmişti... Ama anladım ki, şirin yavru köpeklerle bu konuda yarışmam söz konusu bile değil. İşte o zaman kaderime razı olup köşeme çekildim ve akıbetimi beklemeye koyuldum.
Önce ayak seslerini duydum onun. El ayak çekildikten sonra beni kafesimden çıkardı. Onu uslu uslu koridorun sonundaki odaya kadar takip ettim. Sessiz, sakin bir odaydı. Beni yavaşça kaldırdı ve masanın üstüne koydu, başımı okşadı, kulaklarımın arkasını kaşıdı, tasalanmamamı söyledi. Kalbim heyecanla çarpıyordu ama aynı zamanda içimi de sonsuz bir huzur kapladı. Sayılı günlerim dolmuştu demek ki... Kendimden çok onun için üzülüyordum. Üzerindeki yük çok ağırdı, onu eziyordu ve beraberliğimiz süresince senin de her ruh halini anladığım gibi onun da içinde bulunduğu durumun farkındaydım.
Eli çok hafifti, gözünden akan yaşları görmesem, ön patimdeki damarıma bağladığı turnikeyi nerdeyse fark etmeyecektim bile. Seneler önce seni de teselli ettiğim gibi, hafifçe elini yaladım. İğnenin ucunu usulca damarımdan içeri kaydırdı. Önce hafif bir sızı, arkasından damarlarımda dolaşmaya başlayan buz gibi sıvıyı hissettim.
Kafam ve gözlerim ağırlaştı ve onun merhamet dolu gözlerine bakarak son defa "Nasıl yaparsın" diye fısıldadım. Belki de benim lisanımı anladığı için, "Ne kadar üzgünüm bilemezsin" diye cevap verdi. Bana sarıldı, beni çok daha huzurlu ve güzel bir yere göndermekte olduğunu anlatmaya başladı. Öyle bir yer ki, bir daha ne ihmal edilecek ne acı çekecek ne de kendimi korumak zorunda kalacaktım. Öyle bir yer ki, sevgi ve ışık içinde, bu sefil dünyadan daha farklı güzellikte bir yerdi...
Son nefesimle kuyruğumu son bir kez sallayarak, "Nasıl yaparsın" derken onu kastetmediğimi anlatmaya çalıştım. Kastettiğim sendin, canımdan çok sevdiğim sahibim! Seni her zaman anacağım, sonsuza dek bekleyeceğim, bunu bil. Son dileğim, hayatındaki herkesin sana benim gösterdiğim sadakati göstermesi.
Bir Köpeğin Hikayesi...
Üzerinden seneler geçti, şimdi hatırlıyorum da, ben yavruyken şirinliklerime katıla katıla güler, beni yavrum diye çağırırdın. Birkaç dişlenen ayakkabı ve katledilen yastığı saymazsak, kısa zamanda senin en vazgeçilmez dostun oldum. Ne zaman bir muzırlık yapsam bana parmağını sallar ve "nasıl yaparsın" diye çıkışırdın. Ne var ki hemen arkasından kızgınlığın geçerdi ve beni yere yatırır, göbeğimi okşardın.
Çok meşguldün o aralar... Dolaysıyla tuvalet eğitimim tahminimizden uzun sürdü ama el ele verip üstesinden gelmiştik. Sana sokulup da koynunda geçirdiğim geceleri unutamam. Sen farkında değildin belki ama ben senin rüyalarını ve hayallerini gizlice dinler, bundan daha mutlu olunamayacağına kanaat getirirdim.
Beraberce uzun yürüyüşlere çıkar, parklarda koşuşturur, dondurma yerdik, hatırlıyor musun? Bana sadece külahını verirdin dondurma bana dokunur diye. Ve evde senin işten dönüşünü beklerken sırtımı ılık güneşe verir, huzurlu, derin bir uyku çekerdim.
Zamanla işinde daha fazla vakit geçirmeye başladın, boş zamanlarında da kendine bir eş aramaya koyuldun. Ben seni her zamanki gibi sabırla bekledim, sana hayal kırıklıkların ve acılarında teselli oldum. Yanlış kararlarını hiçbir zaman kınamadım, her defasında seni büyük bir sevinçle karşıladım. Sonunda birine aşık oldun ve evlendin.
Ne var ki eşin köpeklerden pek hazzeden biri çıkmadı. Yine de ben onu sevinçle karşıladım ve ona sevgi gösterdim. Mutluydum, çünkü sen mutluydun. Sonra insan bebekler geldi aramıza. Yeni yavruların heyecanını sizinle aynen paylaştım. Onların pespembe yumuşacık tenleri, mis gibi bebek kokuları beni heyecanlandırıp hayran bırakıyordu. Ben de onlara annelik etmek istiyordum. Ne yazık ki -her nedense- hem eşin hem de sen onlara zarar vereceğime kanaat getirdiniz ve beni ayrı bir odaya kapattınız hep. Oysa ben sevgiden mahrum kaldıkça, onlara olan sevgim daha çok arttı. Bilemediniz hiç.
Çocuklar büyüdükçe onların en yakın dostu oldum. Tüylerime tutunup tombul bacaklarının üzerinde ilk adımlarını attılar, minicik parmaklarını gözlerime soktular, kulaklarımın içini karıştırdılar, burnuma öpücükler kondurdular. Gerektiğinde onları hayatım pahasına korumaya hazırdım. Ama bu arada senin dokunuşuna ise hasret olmuştum. "Köpeğin var mı?? sorusuna, cüzdanından resmimi çıkarıp, hakkımda şirin hikayeler anlattığın zamanlar artık geride kalmıştı. Senin köpeğin olmaktan çıkıp, itin biri oldum; bana yaptığın her masraf sana batmaya başladı.
Sonunda da başka bir şehre tayinin çıktı. Yeni apartmanınızda sana ve ailene yer vardı ama bana yoktu. Ailen için en doğru kararı verdin belki ama unutma ki, bir zamanlar ailen sadece benden ibaretti.
Son araba gezintimize çıktığımızda heyecanlıydım. Ta ki barınağa varana kadar. Barınak köpek, kedi, korku ve umutsuzluk kokuyordu. Gereken evrakları doldurduğunu ve "ona çok iyi bir ev bulacağınıza eminim" dediğini hatırlıyorum. Omuz silkip sana karamsar bir bakış attılar. Onlar orta yaşlı, terk edilen bir köpek veya kedinin akıbetinin farkındaydılar.
Oğlunun tasmama yapışan elini zorla açmak zorunda kaldın. Çığlık çığlığa haykırmasına aldırmadın belki ama ben onun adına hem üzüldüm hem de çok endişelendim. Endişem, ona o anda arkadaşlık, sadakat, sevgi ve sorumluluk, bir cana duyulan saygı konusunda vermiş olduğun hatalı hayat dersinde yatıyordu. Başıma son bir kere dokunup bana veda ettin, göz göze gelmemeye özen gösterdin. Gitmen gereken yerler, yetişmen gereken işler vardı ve zaman aleyhine çalışıyordu nasıl ki şimdi de benim aleyhime çalıştığı gibi.
Sen ayrıldıktan sonra, barınaktaki iki tatlı kadın taşınacağını aylar öncesinden bildiğin halde bana uygun bir yuva bulmak için en ufak bir çaba sarf etmediğinden yakındılar. Sadece üzüntü içinde başlarını sallayıp, "Nasıl yaparsın" diye sordular arkandan.
Barınakta, zamanları izin verdiği ölçüde bizimle ilgileniyorlar. Bizi besliyorlar tabii ki ama bende iştah falan kalmadı. Önceleri ne zaman biri kafesime yaklaşsa sensindir diye kafesin önüne koşardım. Belki kararını değiştirdin, belki bunların hepsi kötü bir rüyadan ibaretti veya belki bana acıyan biri beni kurtarmaya gelmişti... Ama anladım ki, şirin yavru köpeklerle bu konuda yarışmam söz konusu bile değil. İşte o zaman kaderime razı olup köşeme çekildim ve akıbetimi beklemeye koyuldum.
Önce ayak seslerini duydum onun. El ayak çekildikten sonra beni kafesimden çıkardı. Onu uslu uslu koridorun sonundaki odaya kadar takip ettim. Sessiz, sakin bir odaydı. Beni yavaşça kaldırdı ve masanın üstüne koydu, başımı okşadı, kulaklarımın arkasını kaşıdı, tasalanmamamı söyledi. Kalbim heyecanla çarpıyordu ama aynı zamanda içimi de sonsuz bir huzur kapladı. Sayılı günlerim dolmuştu demek ki... Kendimden çok onun için üzülüyordum. Üzerindeki yük çok ağırdı, onu eziyordu ve beraberliğimiz süresince senin de her ruh halini anladığım gibi onun da içinde bulunduğu durumun farkındaydım.
Eli çok hafifti, gözünden akan yaşları görmesem, ön patimdeki damarıma bağladığı turnikeyi nerdeyse fark etmeyecektim bile. Seneler önce seni de teselli ettiğim gibi, hafifçe elini yaladım. İğnenin ucunu usulca damarımdan içeri kaydırdı. Önce hafif bir sızı, arkasından damarlarımda dolaşmaya başlayan buz gibi sıvıyı hissettim.
Kafam ve gözlerim ağırlaştı ve onun merhamet dolu gözlerine bakarak son defa "Nasıl yaparsın" diye fısıldadım. Belki de benim lisanımı anladığı için, "Ne kadar üzgünüm bilemezsin" diye cevap verdi. Bana sarıldı, beni çok daha huzurlu ve güzel bir yere göndermekte olduğunu anlatmaya başladı. Öyle bir yer ki, bir daha ne ihmal edilecek ne acı çekecek ne de kendimi korumak zorunda kalacaktım. Öyle bir yer ki, sevgi ve ışık içinde, bu sefil dünyadan daha farklı güzellikte bir yerdi...
Son nefesimle kuyruğumu son bir kez sallayarak, "Nasıl yaparsın" derken onu kastetmediğimi anlatmaya çalıştım. Kastettiğim sendin, canımdan çok sevdiğim sahibim! Seni her zaman anacağım, sonsuza dek bekleyeceğim, bunu bil. Son dileğim, hayatındaki herkesin sana benim gösterdiğim sadakati göstermesi.
Sevgili İnsanlar Sizler ne kadar şanslısınız ki aileniz dostlarınız sıcacık bir yuvanız var. Ben ise bunlara sahip olmayan bir "Köpek"im.
Ankara`da Hayvanları Koruma Derneği`nin barınaklarında 350 köpek 150 kedi 1 at ve 1 ayı arkadaşımla birlikte yaşıyorum.
Hiç bir suçumuz yok aslında ama doğal ortamımız kalmadığından ömrünün sonuna kadar ayağı çime basamayacak dört nala koşup sırt üstü yuvarlanamayacak hiç bir "af"dan yararlanamayacak "esir kampı " mahkumlarıyız.
Biliyor musunuz? Hayvanları Koruma Derneği`nin barınaklarına yıllardır kimsecikler uğramıyor. Burada 22 yaşında köpekler 18 yaşında kediler var. Tek istediğimiz başımızı okşayacak bir el. Arada sırada birileri uğruyor ama onlar da "cins " köpek istiyorlarmış. Hayriye teyze "Bu cins değil ama..."diyor. Hiç yüzüme bile bakmıyorlar ve beni almıyorlar.
Benim çok sevdiğim bir sahibim vardı. Bir gün uyudu ve bir daha uyanmadı. Evde herkes çok ağladı. Sahibimi bir tahta kutuya koydular ve bir çukura gömdüler. Ben günlerce o çukuru kazmaya çalıştım ama ona ulaşamadım. Yemedim içmedim uyumadım. Sabahlara kadar uludum. Kötü kötü adamlar beni taşlarla kovaladılar ama gitmedim. Sonra Gamze abla beni mezarlıkta ölmek üzereyken buldu ve bu barınaklara getirdi. Adımı ona hiç söyleyemedim. O da bana "Dost " adını taktı.
İlk geldiğimde oda arkadaşımın hikayesi bana çok benziyordu. O da sahipleriyle Bodrum`a giderken trafik kazası yapmışlar. Sahipleri genç bir Alman çiftmiş ve kanlar içinde başka bir arabaya koyup götürmüşler. Bonnie 1 hafta minibüsün başında onların dönmelerini beklemiş. Arabayı araştırmak isteyen Jandarmayı ısırmış. Havaya ateş açmışlar yine de yerinden kıpırdatamamışlar ve minibüse girememişler. Izdıraplı ulumasına son vermek için tam vuracaklarken tesadüfen Gamze abla ona rastlamış. Onu ben geldikten kısa bir süre sonra Almanya`ya sahiplerinin ailesine gönderdi.
Burada her birimizin ayrı bir acıklı hikayesi var. Karnımız doyuyor sokaktaki gibi tekme yemiyoruz ama mutsuzuz. Bazılarımız burada doğdu büyüklerin anlattığı "kırlarda koşmak kedi kovalamak banyo yapmak " gibi hikayeleri başlarını yana eğip tek kulaklarını kabartarak hayretle dinliyorlar.
Küçükler fazla yaşamıyor zaten. "Barınak hastalığı" denilen bir hastalıktan hep ölüyorlar. Hayriye teyze cok ağlıyor. Ben yine de kendimi şanslı sayıyorum çünkü sokakta fazla kalmadım. Aramızda öyle arkadaşlar var ki üzerlerinde deneyler yapmışlar arka ayağını öne önü arkaya takmışlar böbreklerini midelerini kesmişler belediye vurmuş vücudunda gün be gün oksitlenerek zehirleyen saçmalar olan ve trafik kazalarında sakat kalmış olanlar cok acı çekenler var. Zaten çoğu sakat ama Gamze abla onlara iyi davranıyor. Şimdi yeni evler yapıyor bizim için ve orada daha iyi şartlarda yaşayacakmışız.
Bakın size bir de ne anlatacağım? Bir gün Avusturyalı bir hanım geldi "Cins olmayan bir köpek istiyorum" dedi. Hepimiz tellere yapışıp hep bir ağızdan "Beni al beni al" diye bağırdık. Aramızda Kontes diye çirkin ama çok akıllı bir kız vardı. Telin arasından kaçıp gitti o hanımın arabasına bindi. Hepimiz bakakaldık...
Şimdi çok mutluymuş. Bir kere bizi ziyarete geldi tanıyamadık. Sık sık uçakla yurt dışına gidiyormuş sahibinin yatağında yatıyormuş. Adını değiştirmişler "Noel Jean" yapmışlar. O güzel kokusu ve üzerindeki şık paltosu gözümün önünden gitmiyor.
Gece çökünce oda arkadaşlarımla birbirimize sarılıp sabaha kadar konuşuyoruz. Kimileri eski sahiplerinin onları ne kadar sevdiğini ama sudan sebeplerle ondan nasıl kurtulduklarını anlatıyorlar. Ama sahiplerine de toz kondurmayıp aslında onların haklı olduklarına dair sebepler uyduruyorlar. Kimilerimiz hiç gerçek olmayacağını bile bile sıcak bir eve kavuşunca sahibini ne kadar seveceğini hatta onun için canını bile verebileceğini anlatıyor.
Kim bilir... Belki... Belki bir gün beni de isteyen birisi olur...
İşte bizim hikayemiz. Dinlediğiniz için teşekkür ederss
forumdaki yazılarınızı okudum ve sizin köpeklere yada hayvanlara karsı cok iyiser ve koruyucu oldugunuzu gördüm.
size sormak istedigim bir kac sorum olacak köpekler hakkında bana yardım edebileceginizi sanıyorum.
size buradan hergün yazacagım önce cevabınızı bekleyecegim görüsmek üzere
forumdaki yazılarınızı okudum ve sizin köpeklere yada hayvanlara karsı cok iyiser ve koruyucu oldugunuzu gördüm.
size sormak istedigim bir kac sorum olacak köpekler hakkında bana yardım edebileceginizi sanıyorum.
size buradan hergün yazacagım önce cevabınızı bekleyecegim görüsmek üzere
forumdaki yazılarınızı okudum ve sizin köpeklere yada hayvanlara karsı cok iyiser ve koruyucu oldugunuzu gördüm.
size sormak istedigim bir kac sorum olacak köpekler hakkında bana yardım edebileceginizi sanıyorum.
size buradan hergün yazacagım önce cevabınızı bekleyecegim görüsmek üzere
forumdaki yazılarınızı okudum ve sizin köpeklere yada hayvanlara karsı cok iyiser ve koruyucu oldugunuzu gördüm.
size sormak istedigim bir kac sorum olacak köpekler hakkında bana yardım edebileceginizi sanıyorum.
size buradan hergün yazacagım önce cevabınızı bekleyecegim görüsmek üzere
forumdaki yazılarınızı okudum ve sizin köpeklere yada hayvanlara karsı cok iyiser ve koruyucu oldugunuzu gördüm.
size sormak istedigim bir kac sorum olacak köpekler hakkında bana yardım edebileceginizi sanıyorum.
size buradan hergün yazacagım önce cevabınızı bekleyecegim görüsmek üzere
forumdaki yazılarınızı okudum ve sizin köpeklere yada hayvanlara karsı cok iyiser ve koruyucu oldugunuzu gördüm.
size sormak istedigim bir kac sorum olacak köpekler hakkında bana yardım edebileceginizi sanıyorum.
size buradan hergün yazacagım önce cevabınızı bekleyecegim görüsmek üzere
forumdaki yazılarınızı okudum ve sizin köpeklere yada hayvanlara karsı cok iyiser ve koruyucu oldugunuzu gördüm.
size sormak istedigim bir kac sorum olacak köpekler hakkında bana yardım edebileceginizi sanıyorum.
size buradan hergün yazacagım önce cevabınızı bekleyecegim görüsmek üzere
forumdaki yazılarınızı okudum ve sizin köpeklere yada hayvanlara karsı cok iyiser ve koruyucu oldugunuzu gördüm.
size sormak istedigim bir kac sorum olacak köpekler hakkında bana yardım edebileceginizi sanıyorum.
size buradan hergün yazacagım önce cevabınızı bekleyecegim görüsmek üzere
Köpeğimle bahcede oynarken yanıma geldi ve aykkabılarımı ısırmaya başladı. 1 hafta geçdi yine bahcede oynarken ısırmaya başladı, yanlız ısırırken fazla kuvveti olmadığını hissettim.
Sizce niye ısırıyor nasıl unuttura bilirim?
Köpeğimle bahcede oynarken yanıma geldi ve aykkabılarımı ısırmaya başladı. 1 hafta geçdi yine bahcede oynarken ısırmaya başladı, yanlız ısırırken fazla kuvveti olmadığını hissettim.
Sizce niye ısırıyor nasıl unuttura bilirim?
Köpeğimle bahcede oynarken yanıma geldi ve aykkabılarımı ısırmaya başladı. 1 hafta geçdi yine bahcede oynarken ısırmaya başladı, yanlız ısırırken fazla kuvveti olmadığını hissettim.
Sizce niye ısırıyor nasıl unuttura bilirim?
benım arkadasım bana golden verece ben se alıp almamakta kararsızım apartmanda yasıyorum evın ıcınde degıl balkonda bakacagım ve tuylerının kesınlıkle dokulmemesı lazım bununla ilgili birsey biliyormusunz? yardımcı olursanız sevinirim
benım arkadasım bana golden verece ben se alıp almamakta kararsızım apartmanda yasıyorum evın ıcınde degıl balkonda bakacagım ve tuylerının kesınlıkle dokulmemesı lazım bununla ilgili birsey biliyormusunz? yardımcı olursanız sevinirim
benım arkadasım bana golden verece ben se alıp almamakta kararsızım apartmanda yasıyorum evın ıcınde degıl balkonda bakacagım ve tuylerının kesınlıkle dokulmemesı lazım bununla ilgili birsey biliyormusunz? yardımcı olursanız sevinirim
benım arkadasım bana golden verece ben se alıp almamakta kararsızım apartmanda yasıyorum evın ıcınde degıl balkonda bakacagım ve tuylerının kesınlıkle dokulmemesı lazım bununla ilgili birsey biliyormusunz? yardımcı olursanız sevinirim
benım arkadasım bana golden verece ben se alıp almamakta kararsızım apartmanda yasıyorum evın ıcınde degıl balkonda bakacagım ve tuylerının kesınlıkle dokulmemesı lazım bununla ilgili birsey biliyormusunz? yardımcı olursanız sevinirim
benım arkadasım bana golden verece ben se alıp almamakta kararsızım apartmanda yasıyorum evın ıcınde degıl balkonda bakacagım ve tuylerının kesınlıkle dokulmemesı lazım bununla ilgili birsey biliyormusunz? yardımcı olursanız sevinirim
Üyelere Özel İçerik
Bu bilgi üyelere özeldir. Görüntülemek için giriş yapın veya üye olun.